Gazze''nin eşekleri...

İsrail'in, 'Hayvanları Kötü Muameleden Kurtarıyoruz' (*) diyerek Gazze'de yaşayan eşeklerin hayatlarını kurtardığını biliyor musunuz?
İsrail tv kanalı Kan 11, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir haberde; ''İsrail ordusunun içinde bulundukları zor şartlar nedeniyle Gazze Şeridi'nde yüzlerce eşeği büyük zorluklarla tahliye ederek güney Tel Aviv'de, Moshe Harot'ta faaliyet gösteren 'Let's start over' (Haydi Yeniden Başlayalım) adlı bir İsrail kuruluşuna teslim ettiğini ve bu çiftlikte 'psikolojik travma' mağdurları olarak tanıttığı eşeklere bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunduğunu ve hayvanların 'kötü muameleden kurtarıldığını' kamuoyuna duyurmuştu.
Hatta bu da yetmemiş Avrupa'dan ''vicdanlı'' bazı hayvansever aktivistler devreye girerek ''bu eşeklerin bir kısmını bize verin'' diyerek harekete geçmiş ve Belçika'nın Liège Havalimanı'na son aylarda Gazze'den eşekler getiren uçuşlar yapıldığını da duyurmuştu.
Het Nieuwsblad gazetesinde yer alan habere göre, sevkiyatlar İsrail merkezli bir yardım kuruluşu tarafından organize ediliyor. Gazze'den kurtarılan eşeklerin Avrupa'ya sevkiyatı ilk olarak 18 Mayıs 2025'te 58 eşekle başlamış. Hayvanlar Ben Gurion Havalimanı'ndan Liège'e, oradan da Fransa ve Belçika'daki barınaklara taşınmış. Fransa'nın Chartres kenti yakınlarındaki La Tanière barınağında Gazze'den getirilen eşekler 'merhamet ve medeniyetin sembolü' olarak tanıtılmış ve her biri için bir 'cehennemden kaçış hikayesi' dahi yazılmış.
Gazze'nin eşeklerine ''merhamet'' gösteren batı, söz konusu Gazze'nin çocukları olduğunda gerçek yüzünü göstermekten ise tabi ki utanmıyor. 2024 ve 2025 yıllarında Gazze'den yaralı çocukların Almanya, Fransa veya Belçika'ya tıbbi tahliyesi için yapılan başvuruların büyük kısmı güvenlik veya diplomatik nedenlerle reddedildiğini biliyoruz.
Hatta en son geçtiğimiz haftalarda bazı Alman belediyeleri, korunmaya muhtaç veya travma geçirmiş Gazzeli çocukların tıbbi ve psikolojik yardım almaları için Almanya'ya getirilmesini talep etmiş, Almanya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Lars Harmsen ise bu tür girişimlerin uygulanabilirliğinin güvenlik durumu, ülke dışına çıkış imkanı ve diğer faktörlere bağlı olduğunu gerekçe göstererek talepleri karşılıksız bırakmıştı. CDU'lu Türk kökenli Devlet Bakanı Serap Güler ise bu tekliflerin 'seçim kampanyalarında puan toplamak dışında gerçek bir çözüm sunmadığını' söyleyerek 'En hızlı ve en iyi yardım yerinde yapılmalı' sözleriyle Gazzeli çocukların ülkeye getirilmesi taleplerini kesin bir dille reddetmişti.
...
Gazze'de yaşanan savaş nedeniyle yaşamları tehdit altında olduğu için İsrail yönetimi ve batılı aktivistler tarafından canları kurtarılan ve depresyona girdikleri için rehabilite olsunlar diye Fransa ve Belçika'daki barınaklara taşınan eşeklerin asıl hikayesi tabi ki çok çok farklı.
Gazzeliler için ambulans, ulaşım aracı, yük taşıma için kullanılan ve mecbur kaldıklarında keserek etlerini yemek zorunda kaldıkları, anneleri katledilen süt bebeleri için sütleri sağılan eşekleri İsrail kendine tehtid olarak görüyor.
Euro-Med yayınladığı raporda bu durumu şöyle özetliyordu: 'Bu, sadece soykırım gerçeğini gizlemeye yönelik yanıltıcı bir propaganda değil; aynı zamanda açık bir yağma eylemidir ve abluka ve yıkım altında hayatta kalan son araçları ele geçirerek Gazze'de yaşamın temellerini çökertmeye yönelik sistematik bir politikanın parçasıdır.'
Anlayacağınız Siyonist teröristler, Gazze'de ki eşeklerin katliam bölgesinde ortaya koydukları performans, fayda ve stratejik lojistik görevinden çok rahatsızlar!
(…)
Halkı Müslüman ülkelerin bazı kukla yönetimleri kendilerini Gazze Cenginin bir parçası olduklarına ikna etmiş olmalılar ki, halklarını da bunun böyle olduğuna inandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir yandan direnişin mağlup olması için her türlü ihaneti yaparlerken diğer yandan ise direnişin yanında olduklarını ispat çabasına giriyorlar!
Halkı Müslüman olan ama; aralarında seyfiye, kalemiye, ilmiyye, siyasiyenin tamamını kapsayan alanlarda (tam bağımsız) neredeyse bir tek iradenin olmadığını gördüğümüz bu ülkelerin yöneticileri; ''Gazze'ye en çok biz sahip çıkıyoruz'', ''Gazze'ye en çok biz el uzatıyoruz'' iddiasında yarış halindeler.
Gazze'ye uzattığı ''yardım ve şefkat elinden'' dolayı El Ezher Şeyhi'nin takdir ve teşekkürlerle yere göğe sığdıramadığı Darbeci Sisi'nin kasım kasım kasılmalarından tutun, askeri üniformasıyla tam teçhizatlı kamuflajını giyen Ürdün kralının yardım uçağından paraşütlere bağlanmış sandıkları Gazze semalarına bırakma görüntülerine kadar!
Ve daha bir çok şov!
İnsanın midesi bulanıyor!
Kusası geliyor!
Sadıklar ile hainleri ayan eden Beyt'ul Makdis Davası'nın tüm münafıkları yalan söylüyor!
O küresel sömürgecilere tuvalet fırçası hizmeti veren işbirlikçiler hiç bir şey yapmadıkları yetmezmiş gibi bir de kendilerini Gazze Cengine nispet ediyorlar ya!
Gazze'de ki direnişin ve Kassamilerin her anlamda verdikleri mücadeleyi, ''bizim desteklerimizle sürdürüyorlar'' intibası/algısı oluşturmaya çalışıyorlar ya!
Bu duruma ayar olmamak elde değil!
Gördüklerimizle, kulaklarımıza söylenenler arasında ki bariz çelişki ortadayken göz göre göre bu kadar büyük yalanları nasıl söyleyebiliyorlar?
Aklıma Ben-i İsrail'in atası İsrail aleyhisselam (Yakub as) ve kanlı gömlek sendromu geliyor.
En yakını, danışmanları/evlatları/şura heyeti olan oğullarının 10'u birden gözyaşları içinde Yusuf'u kurdun kaptığını söylüyorlar ve ellerinde ki kanlı gömleği delil olarak babalarına gösteriyorlardı.
Yakub aleyhisselam bir kanlı gömleğe bakıyor (tüm insanlığın Gazze'ye baktığı gibi) bir de kendisine söylenenleri dinliyordu (Alem-i İslam'a söylenenler gibi) arada ki büyük çelişkiye nazar ederek: ''Ne merhametli kurtmuş! Ne bir pençe ne de bir diş izi yok bu kanlı gömlekte'' diyordu.
Şimdi Alem-i İslam'ın evlatları bir Gazze'ye bakıyor!
Bir de kendilerine söylenenlere?
Bir Gazze'nin eşeklerine bakıyor
bir de bu kukla işbirlikçi hainlere

Arada ki büyük çelişkiye şahid oluyor ve ''Ulan! İsrail'in kendisine tehdit olarak gördüğü Gazze'nin eşekleri kadar bile olamıyorsunuz'' diyor.
...
Şehadetinin sene-i devriyesinde Şam'a al sancağı diken iradenin menbaı derin milletimizin övüncü; özü bir, sözü bir, tavrı bir, aksiyonu, eylemi bir asil evlatlarından...
"Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir!
Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz"
diyerek katil siyonistin kahpe kurşunuyla şehadet şerbetini (6 eylül 2024) günü yudumlayan, Aydın'ın ve necip milletimizin medar-ı iftiharı Ayşe Nur Ezgi Eygizımızı rahmet, minnet ve hürmetle anıyorum.
Ruhaniyeti için
aşkile
elFatiha

(*) -tıklayınız- İLGİLİ HABER

'Neyse ki yarın var. Umutların en sevdiği gün'

(Hamd eder ve ismiyle başlarım ki O; Son Ahit Kur'an'ı indiren, iki kıblenin, üç mescidin ve Alemlerin Rabb'i Kuddüs olan Allah'tır cc!
Salat ve Selam; iki kıblenin ve üç mescidin İmamı, Son Fıtrat, Nebiyy'unel Mücahid'uş Şehid Muhammed Mustafa'ya...
O'nun; kanından, canından, soyundan ve yolundan gelenlere olsun...
Yüzünüzden tebessüm, dilinizden; mazlumlar ve destekçileri için dua, zalimler ve işbirlikçiler için ise; beddua hiç eksik olmasın!)
Ma'asselam...
Bülent Deniz
Habervakti.com Genel Koord.

Filistin'e girişi yasaklı Kudüs Mihmandarı/Rehberi
insta: @bulentsea
X: @bulentdenizim
www.bulentdeniz.com