Herkesin farklı bir 15 Temmuz''u var!

Büyük Orta Doğu Projesi kimilerine göre çoktan bitti, kimilerine göre ise farklı bir olguya evrilerek tüm hızıyla devam ediyor.
15 Temmuz kirli ve kanlı, başarısız darbe girişimiyle alakalı nasıl ki herkesin bir 15 Temmuz'u varsa, BOP hakkında da herkesin farklı bir yorumu var!
''Kontrollü Darbe, Erdoğan darbesi, Tiyatro vb.'' tanımlama biçimleri malumunuz.
''15 Temmuz kahramanlık destanıdır, Milletin darbeye karşı darbesidir vb.'' tanımlama biçimleride.
BOP'ta, siyasi yelpaze içerisinde mevzi alanlar tarafından ideolojik pozsyonlara göre tanımlanıyor!
''BOP bir kaos projesidir, BOP tıkır tıkır devam ediyor, Eşbaşkan bölgede ABD'nin partneridir, BOP değil BİP (Büyük İsrail Projesi)'' başlıklarıyla yorumlayanlar bir yanda, ''BOP eş başkanıyım' demese Erbakan Hoca gibi 1 yılda indirirlerdi, Eş başkanı olmadan BOP'u çöpe atamazdı, BOP aparatı DEAŞ ve YPG'yi temizledi, Suriye'yi özgürleştirdi'' şeklinde yorumlayanların diğer yanda olduğu gibi.
''15 Temmuz gerçekte neydi ya da Büyük Orta Doğu Projesi gerçekte ne?'' soruları herkesin farklı fikir ve argümanlarıyla tanımlama biçimleri üzerinden, sanki gerçek cevabı asla verilemeyecek intibasıyla birer kırılma anına dönüşmüş görünüyor.
Bugün halen kendi tarihimizde yaşanan bir çok kırılmanın gerçek sebebini bilmediğimiz gibi.
Kimileri, asıl ile kopya arasındaki farkın anlaşılamadığını düşünüyor.
O olup bitenler hakkındaki iktidar yanlılarının kanaati; ''işimize yaradıysa, gücümüzü perçinlediyse sorun yok'' şekline evrildi!
''işlerine yaradı, güçlerini perçinlediler'' diyenler ise muhalafet kanadında!
Sebep-sonuç arasında yaşananlar ise kimsenin umrunda da değil gibi!
Ortada bir vakıa olduğunda herkesin gerçeklik anlayışı, kendine göre işliyor çünkü.
Hakikatin çoktan beri yara aldığı bu coğrafyalarda, (gerçek) kendini anlatmak için yola çıkmaya niyetlenip ayakkabısının bağcığını bağlayana kadar, (yalan) dünyayı yedi kez turluyor ve bu yalan ve yalancılar hiç yorulmuyor.
''Muhsin Başkan'ın helikopter kazası sonucu vefatından tutun Ergenekon'un bir numarası kimdi sorusuna, Adil Öksüz'ün don paça tutuklanmasından gözaltından nasıl olduda çıkartıldı sorusuna, dün ''devirdik'' diye bayram yapanların ''Kaddafi ve Saddam'ı bile mumla arar hale nasıl getirildiğine, devletin en güçlü olup çağ açıp çağ kapattığı bir dönemde nasıl oldu da Fatih suikastle öldürülebildi'' sorusuna kadar nice cevapsız sorular zihinlerdeyken, herkes en kolayını yapıp sevdiği lideri, imamı, hocası, partisi, cemaati, önderi, şeyhinin dediklerine inanmayı tercih ediveriyor.
Bu, çok daha konforlu bir alan çünkü. Risksiz!
...
15 Temmuz'da pekiştirilmek istenen, ''Türkiye topraklarında olası bir amerikan işgalinin gerçekleşecek olması'' algısı mıydı? ''Amerikalılar memleket evlatlarını öldürecek, idareyi ele geçirip fetövari zihinlerden oluşan kürdü, türkü, arabıyla devşirilmiş ve kendisine tam icabet sağlamış bir devlet kuracaktı'' iddiası mıydı? diye soranların bu soruya takılmasının en önemli sebeplerin başında, darbenin siyaset ve medya ayağının neredeyse hiç üstüne gidilmemiş olması olabilir miydi?
Mesela darbe başarılı olsaydı bürokratik görevlere gelecek olan isimler kimlerdi?
Kimler vali, savcı, kaymakam, emniyet müdürü vs olacaktı?

Tutuklanacak olanlar kimlerdi?
O, İBB depolarındaki binlerce ceset torbasına kimler girecekti?
Kurulacak olan hükümetin başına kim getirilecek ve bakanlar kurulu kimlerden oluşacaktı?
İncirlik, NATO üssü değil mi, oradan sistemize edilen sürecin diplomatik ayağında, dış bağlantılarında adı en çok geçen Füller dışında kimler vardı mesela?
Yukarıda ifade ettiğim ''Amerikan işgali intibası, darbeyi planlayanlar tarafından asıl amacı perdelemek için mi kurgulandı? Darbe aslında en başından yarım kalması ve başarılamaması üzerine mi kurgulanmıştı? Korku ve endişe artsın, devlet bir cinnet hali yaşayarak herkese olağan hain gözüyle bakarak iç dengeler altüst olsun mu'' istemişti birileri?
BOP ve 15 Temmuz'u birbirinden ayrı mı düşünmek lazım yoksa bir mi?
Tarihçiler, siyaset bilimciler ve usta analistler bu bağlamı kaçırıyorlar mı yoksa?
Siyasi, politik seviyeden bir çok farklı yorum dile getirmek mümkün!
15 Temmuz'u över, yere göğe sığdıramassanız arkanıza %51'lik bir destekçi kitleyi alırsınız, 15 Temmuz'u eleştirirseniz de %49'luk kitle sizi alkışlar ve destekler. Ya da 15 Temmuz'u över, yere göğe sığdıramassanız %49'luk bir kitle size söver, 15 Temmuz'u eleştirirseniz de %51'lik bir kitle size söver! Maalesef geldiğimiz nokta neredeyse bu!
Biz küffara kılıç çaldığımız Bedir'le, Malazgirt ve Ayn Calut'la, Konstantineyye'nin fethiyle övünür ve seviniriz!
(1040) Dandanakan, (1514) Çaldıran, (1402) Ankara Savaşlarıyla da başımızı ellerimizin arasına alır tefekkür ederiz!
Arkasına küresel sömürgeci emperyalistleri alarak gelen ve içeride oluşturacağı kaosla bizi öldürmekten beter eden 31 Mart'ları, 27 Mayıs'ları, 12 Eylül'leri, 28 Şubat'ları ve 15 Temmuz'ları ise ideolojik ayartıcılığın safları ayrıştırıcı, devleti/milleti bölücü ve ele geçirici niyetleri üzerinden millet gözüyle ve millette bıraktığı derin izden okuruz!
BOP'un, Amerika'nın, küreselcilerin, Roma klübünün, mason üstadlarının, içerideki işbirlikçilerin planı neyse ne!
Siyaset bilimcilerin, tarihçilerin, usta analistlerin yorumları da neyse ne?
Hepsini çok okuduk ve dinledik.
Milletin kahir ekseriyetinin gözünde 15 Temmuz; uzun yıllardır sistemli bir şekilde fakirleştirilen, cahil bırakılan, yok sayılan, tarihine, inancına küfredilen bir milletin kahredici isyanı, Zümrüd-ü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğup, Mele'ûl Âla'dan tecelli eden cezbeyle, Devlet-i Âli ile birlikte kollektif direnişi kuşanması ve burçlarında İslam sancağının dalgalandığı, tarumar edilmiş hisarımızın yeniden inşasının başladığı gün olmuştur.
Onlar, 15 Temmuz akşamı içerideki işbirlikçileriyle, savaş uçakları, skorskiler, tanklarla geldiler!
O gün onları püskürttük!
Çok geçmedi bu kezde maske, pcr, aşı, varyant, salgın, akut kanser, kalp krizleri, medya ve yalanlarla geldiler!
Kabe'de tavafı, Mescid-i Nebevi'de salat ve selamı durdurdular!
Camiler Cuma'larda cemaatsiz kaldı, ezanlar boş camilere okundu! Kozmik, manevi akışa set çektiler!
Toplumsal Cinsiyet, Gender, 6284, LGBT lobileriyle...
Sinovac, Biontech, MRNA'yla
1, 2, 3, 4 dozla,
5G, RF, Star Link, NeuraLink'le geldiler!
İklim Yasası'yla, yeni doğandan zorla topuk kanı almaya geldiler!
Keşke yine tankla, skorsky ve f16'larla gelselerdi!
Levye atar, tankın altına yatar, 33 kurşun yer, 251 değil, 250bin şehid verirde, yine geçit vermezdik bu karanlık, kahpe, deccalist, pedofil, zoofil, küresel çeteye...

''Neyse ki yarın var. Umutların en sevdiği gün'

(Hamd eder ve ismiyle başlarım ki O; Son Ahit Kur'an'ı indiren, iki kıblenin, üç mescidin ve Alemlerin Rabb'i Kuddüs olan Allah'tır cc!
Salat ve Selam; iki kıblenin ve üç mescidin İmamı, Son Fıtrat, Nebiyy'unel Mücahid'uş Şehid Muhammed Mustafa'ya... O'nun; kanından, canından, soyundan ve yolundan gelenlere olsun... Yüzünüzden tebessüm, dilinizden; mazlumlar ve destekçileri için dua, zalimler ve işbirlikçiler için ise; beddua hiç eksik olmasın! Ma'asselam...)
Bülent Deniz
Habervakti.com Genel Koord.
Filistin'e girişi yasaklı Kudüs Mihmandarı/Rehberi

insta: @bulentsea
X: @bulentdenizim
www.bulentdeniz.com