Bu toprakların çocukları..

‘’…

Tanrı’nın çocukları!

İsa’nın kuzuları!

Evlatlarım!

Sizleri, Tanrı’nın iradesiyle bir araya getirdim. Bal ve süt diyarı, kutsal şehir Kudüs, kafir Muhammedilerin işgali altındadır! Zalim Müslümanlar hac yolumuzu kapattı, dindar hıristiyan kardeşlerimiz hac yapamaz oldular!

Ey Frenk ırkının insanları!

Güçlerinizi birleştirmelisiniz. Türkler ve Araplar, kardeşlerimize saldırarak her geçen gün daha fazla Hıristiyan toprağını ele geçirdiler. Hıristiyanları öldürdüler, esir aldılar, kiliseleri tarumar ettiler. Devam etmelerine izin verirseniz, yeni saldırılara maruz kalacağız. Bu küstah ırkı topraklarımızdan kovmak için toplanmanızı istiyorum. Burada sadece sizlere değil, aramızda olmayanlara da sesleniyorum. Bu, İsa’nın emridir.

Kudüs, dünyanın merkezi, krallara layık bu asil şehir, ona yardıma gelmeniz için sizi çağırıyor. Ona doğru yapılacak olan bu sefere günahlarınızın da affı için hevesle çıkın ve şundan mutlaka emin olun ki hiçbir zaman sönmeyecek olan ihtişamınızın mükâfatı, cennetin krallığı olacaktır. Tanrı bunu istiyor… Tanrı’nın krallığı Kudüs, İsa’nın kuzularını bekliyor! İlya sizi bekliyor!

Her kim ki; kurulan Haçlı Ordusuna katılır ve bu davanın bir neferi olursa; ardında bıraktığı ailesini ve topraklarını düşünmesin! Onlar kutsal kilisemizin himayesi altında olacaklar!  Zindanlarda kardeş kanı akıtmış, kafirlik şerbetini içmiş ne kadar haydut, eşkiya ve katil varsa hepsini Tanrı adına affediyor ve onları bu kutsal haçlı ordusunun bir neferi ilan ediyorum! Tanrı böyle istiyor! Cennet’in krallığı Kudüs, İsa’nın kuzularını bekliyor…’’

Tarihçi Will Durant’ın, ‘Ortaçağ’ın en etkileyici nutku’ olarak ifade ettiği bu konuşma, Fransa’nın Clermont şehrindeki en büyük kilisenin balkonundan meydanda toplanan yüzbini aşkın insana seslenen Papa II. Urban’ın dudaklarından dökülüyordu!

Papa II. Urban, Haçlı Seferlerini başlatan bu konuşmayı yaptığında takvim yaprakları Kasım 1095 yılını gösteriyordu!

’Tanrı’nın çocukları, İsa’nın kuzuları’’ Katolik Latin Haçlı Ordusu önce, dindaşları Ortodoks Bizans’a girdiler ve şehri günlerce yağmaladılar, kadınlarına tecavüz ettiler! Bizans Kralı Aleksis, dindaşları Latin Katolikler için lanet mersiyeleri okutuyordu. Anadolu’dan yaka-yıka, öldürerek, katlederek, namuslarımızı kirleterek geçtiler! Urfa ve Antakya’da kontluklar kurdular!

15 Temmuz 1099’da ilk bin yılın Haçlı Terör Ordusu, Kudüs’e girdi!

Kubbet’us Sahra’nın kubbesine altından devasa bir haç diktiler! Mervan Mescidi’ni ahır yaptılar, Kıble Mescidi’nin bir bölümünü kerhane yaptılar, bir bölümünü ise Tapınak Şövalyelerinin karargahına çevirdiler!

Camilere sığınanları minberde kestiler, Kudüs haftalarca insan eti koktu! Moriah tepesiyle Zeytin Dağı arasındaki Vadi’ye o gün Cehennem Vadisi adını koydu tarihçiler! O vadi, haçlının öldürdüğü müslümanların akan kanlarından atların dizlerine kadar insan kanıyla dolmuş ve akan bir dere oluşmuştu!

Bin yıl önce Batı-Haçlı Terör Ordusu bugün olduğu gibi o günde ‘’barış, medeniyet ve demokrasi’’ getiriyordu topraklarımıza!

Antakya Kont’u Bohemond’un bir akşam canı sıkıldı! Çadırında şövalyeleriyle şarap içip, hatunlarla oynaşırken!

Emir verdi!

-‘’Esir Müslümanlardan iki iri kıyım getirin’’ dedi!

Esirleri huzura getirildiler!

-‘’Vurun bunların başlarını!’’ dedi!

Vurdular!

-‘’Vücudlarını iri parçalara ayırın, kazanlara atın! Pişirin ve götürün diğer esirlere yedirin!’’ dedi!

Aynen yaptılar!

Bohemond’un canının sıkıntısı geçmemişti!

Bir kez daha emir verdi!

-‘’Müslümanlardan iki esir çocuk getirin!’’ dedi!

Getirdiler!

-‘’Vurun bunların kellelerini!’’ dedi, vurdular!

Çocukların vücutlarını parçalattı, etlerini şişe takılacak şekilde kesilmesini emretti, etler şişlere takıldı, ateş üstünde kebap yaptılar ve fahişelerin şuh kahkaları altında kadeh tokuştururken keyifle yediler!

Fransız tarihçi Michaud yukarıdaki vahşeti anlatırken şu sözleri ekliyordu: ‘’Biz, vicdan sahibi Batılı tarihçiler, Haçlı Seferlerini yazmaktan ve  anlatmaktan utanç duyuyoruz!’’

Aradan  bin yıl geçti! Haçlı Seferlerini bugün yanlarına Siyonistleride alarak yeniden hayata geçiren Yeni Bin Yılın Haçlı-Siyon Terör Örgütü yukarıda okuduğunuz satırlarda ki gibi vahşi değiller artık!

Daha ‘’medeni ve insancıllar!’’

Öyle kardeşlerimizi kesip, parçalayıp, etlerini kazanlarda pişirip yemiyorlar! Bu köpekliği yapmıyorlar şükür!

Yeni Bin Yılın Haçlı-Siyon Terör Örgütü bugün, açık denizlerde konuşlu savaş gemilerinden yada savaş uçaklarından attıkları füze ve bombalarla mazlum coğrafyalardaki işgal edilmiş topraklarda yaşayan genç-ihtiyar-yaşlı-çocuk ayırt etmiyor, evlerinde yada sığınaklarda çaresiz ve kimsesiz, sahipsiz kalmış insanları ağır bombardımana tutuyor ve enkazlar altında kalmış kardeşlerimizin ölü bedenleri, naaşları günlerce enkaz altından çıkartılamıyor ve o şehirlerin aç sokak köpekleri kardeşlerimizin parçalanmış cesetlerinin etlerini yiyorlar!

Bohemond, ‘’iki Müslüman esir getirin!’’ emrini verdiğinde şövalyesi, Antakya Kont’u Bohemond’a şu soruyu sormadı!

-‘’Efendim! Arap mı, Türk mü, Kürt esirlerden mi getireyim?’’

Batı-Haçlı Terör Ordusu’nun zulmünden sadece Müslümanlar etkilenmedi!

Süryani, Ermeni, Keldani, Ezidi, Orta Anadolu Yahudileri dahil herkes nasibini almıştı!

Hatırlayın! Diyojen, Malazgirt’e giderken ilk, Sivas Ermeni Krallığını yerle bir etmişti!

Sultan Alparslan'ın ordusundada sadece müslümanlar yoktu! Zalime karşı mazlumdan yana kim varsa bizimleydi! Biz, Anadolu'ya tüm bu mazlum etnik ve dini kimlikleri yanımıza alarak girdik!

Bin yıl önce olduğu gibi bugünde çağın Bizansının HaçlHHkarşısında bu topraklar yine mazlum! O gün Alparslan'la, Melikşah'la cenk ederken, İmam Gazali'nin irfanı, Nizam'ul Mülk'ün siyasi-fikri duruşuyla hem irade, hem erdem ve hem de cesaret gösterdik!

Haçlı bu kez Siyon'la birlikte zulmediyor! Bizi yok etmeye ahdettiler!

Suriye işgal edildiğinde terör örgütü DAEŞ, esir pazarlarında ilk Ezidi kadınlarını satmadı mı? Bölgemizde Mezopotamya'da yaşayan Ermeni, Süryani, Keldani, Arap, Kürt, Türk, Alevi, Sunni zulme uğramayan kaldı mı? Ölen hep biz olmadık mı?

İşte bin yıl önce olduğu gibi bugünde; tüm bu dini ve etnik kimlikli halklar, çağın Bizans'ına ve Batı-Haçlı-Siyon Terör Ordusu’na karşı Anadolu otağında birleşiyor, birleşmeli!

TRT ekranlarında "Yüzyıllık Mühür (gayrimüslim) Kahramanlar" adlı dizi boşunamı gösterildi! Bir mevzi oluşturuluyor!

Hedef Suriye değil, Irak, Libya, Mısır, Azerbaycan değil! Sadece Filistin değil! Hedef topyekun imha! Hedefte bu toprakların çocukları var!

İşgal ve sömürüden kurtuluş, dün olduğu gibi bugünde; Babil'in, Mezopotamya'nın ve Anadolu'nun evlatlarının Malazgirt Ovası'nda kurulan otağda toplanmasıyla mümkün müdür?  İrade, Erdem ve cesareti, ikinci bin yılın hemen başında da gösterebilecek miyiz? Kimdir Melikşah? Kimdir İmam Gazali? Ve kimdir şimdi Nizam'ul Mülk?

Ayrılmayacağız, tefrikaya düşmeyeceğiz!

Bu bayrağın altında özgürce ve onurla yaşamak isteyen kim varsa kucaklayacağız! Dinine, ırkına, mezhebine bakmayacağız! Kimseyi dışlamayacağız!

Zalime karşı, Mazlumdan Yana!

Zalime Yavuz! Mazluma Yunus!

...

..

.

Bülent Deniz - Habervakti.com Genel Koord.

@bulentdenizim

www.bulentdeniz.com

Önceki Gönderi

Devlet ve Sistem! (1)

Sonraki Gönderi

Ulubatlı ve Hasan!