Akdeniz'de bulundukları gemilerinde seyr-ü sefer halindelerken, canlı yayın bağlantılar vesilesiyle görüştüğümüz Ayçin Kantoğlu Hanımefendiyi, Muhammed Emin Yıldırım Hocayı ve diğer tanıdık dostları; ''Selam'la gidin! Selam'la Varın! Selam'la kalın ve Selam'la dönün'' diyerek dualarla uğurlamıştık.
Varmak istedikleri yer, Gazze özelinde selam ve barış yurdu Kudüs-ü Şerif'ti tabi ki!
Tüm bu kopan kıyametin merkez üssü, kavgamızın başkenti Beyt'ül Makdis'in özgürlüğüydü!
Gazze'liler; ''Canlarımız, evlatlarımız, mallarımız Mescid-i Aksa'ya feda olsun'' demiyorlar mıydı?

İki yıldır kahredici bir zilletin pençesinde debelenen, çaresizlik ve acziyet kuyularından çıkmak için yol arayanlar; Derin Millet'in o tarih yapıcı, zulüm kırıcı, yol gösterici, karanlığı aydınlatıcı meşalesinin ışığında;
Selam'la yola çıktılar!
Selam'la yol aldılar!
Selam, esenlik, barış karşıtı olan karanlık deccaliyetin elleri kara, yüzleri kara, kalpleri kara mensupları tarafından derdest edilip engellendiler!
Ama buna rağmen (biiznillah) dillerinde; ''ah be çok az kalmıştı, Gazze'nin ışıkları görünmüştü'' hayıflanmaları arasında;
İrade-i devletin himayesiyle Selam'la, sıhhatle, selametle döndüler elhamdülillah!

Zer, zor ve tezvirin her türlüsüne karşı şecaatin sirayet edici, merhametin kuşatıcı, kararlılığın caydırıcı gücünü kuşandılar, kollektif bir cezbeyle denizleri ve hırçın dalgaları aşmak için önce kendilerini aştılar!
AŞkilen koşturdular, yılmadılar, yorulmadılar.
Derin Milletin şanlı yiğitleri olan Mavi Marmara şehidlerimizin kanlarıyla çizdikleri fedakarlık haritasının yol işaretlerinin yardımıyla, gönül navigasyonlarında kalp rotalarını Gazze diye oluşturup rızaenlillah, fisebilillah, din-ü devlet, mülk-ü millet muhafazası için niyet edip, zalime Yavuz mazluma Yunus olmak duasıyla bedel ödemeyi göze aldılar!
15 Temmuz akşamında, daha ''sokağa çıkın'' çağrısı gelmeden köprülere bulvarlara koşan, meydanları titreten, kamu kuruluşlarının çevresini kuşatıp, dillerinde tekbirlerle yalnız, silahsız ve korkusuzca yürüyen memleket evlatları bu kez Barbaros Hayreddin'in, Hızır ve Piri Reis'in, Lala Mustafa Paşa'nın soylu emaneti (daha dün Türk gölü) olan Akdeniz'e inerek yine; yalnız, silahsız ve korkusuz olarak tarihe tanık oldular ve bizi tarihe tanık kılarak bir destana daha cesaretle imza attılar!
Taklid edilmesi imkansız olanı, bugünlerde mumla arar olduğumuz ve Gazze topraklarında boy veren cesareti; boylu boyunca kuşanan Derin Millet ve onun necip evlatları bir kez daha ayan oldu!
Dün adı Nene Hatun, kara Fatma, Hayme ana olanlar bugün Ayçin, Dilek, İkbal, Semanur oldu!
İsimlerin ne önemi var?
Anadolu'nun soylu öfkesini, merhamet kanatlarını ve nusretin tecellisinin vesilesi olma AŞkını terkelerine alıp, içleri kan ağlaya ağlaya, (Akdeniz'in dalgaları ne ki) gözlerinden süzülen yaşların yürek kıyılarına vuran sert dalgaları ve can kırıklıkları arasında, top gürlemesinden daha baskın şekilde (Gazze'ye ulaşmak istemenin verdiği heyecanla) atan kalplerinin çarpıntısıyla derin millet, Siyonistlere ve sömürgeci emparyalistlere bir kez daha beyan oldu!
Ve böylece;
ruh ve ceset
mana ve madde
kılıç ile kın
gökle yer
defterle kalem
yağmurla toprak
milletle devlet
bir kez daha tevhid oldu!
Kendilerini tutuldukları zindanda aşağılamaya gelen itin (İtamar Ben-Gvir) ''teröristler'' havlamasına karşı ''hoşt'' dediler!
Davos'ta, (derin milletin kozasında yetişen) Erdoğan'ın bunların ağa babaları Şimon'a verdiği ''one minute'' ayarından yıllar sonra bu kez Derin Millet'in kadını erkeği; ''terörist sensin, katil'' diye haykırdılar ve kükrediler her aslan gibi!
''Ne yani! Kükrediler, haykırdılar da ne oldu?'' diyen arkadaş!
Hop!
Bir dakika!
Her aslan pençesini atmadan önce kükrer!
Unutma!

Ve işte tam da böyle zamanlarda olan şeyin kapısı bir kez daha aralandı...
İnşAllah Murad-ı İlahi ile gayret, tevhid oldu!
Ve Kudüs-ü Şerif'in sünnetullahı göründü!
Tarih boyunca tüm halkı iki kez kılıçtan geçirilerek soykırıma tabi tutulan, 52 kez saldırıya uğrayan, 44 kez işgal edilen ve 23 kez el değiştiren Kudüs-ü Şerif'in, hiç bir zaman içeriden bir direniş ve kıyamla kurtulmamış olduğu gerçeği hatırlandı.
Evet!
Tarihi perspektiften bir bakışla M.Ö 165'li yıllarda yaşanan ve başarısızlıkla sonuçlanan Makabi (İbranice çekiç manasına gelir) İsyanlarını da merkeze alırsak Kudüs'e hep dışarıdan bir geliş söz konusudur.
636'da bir Arap olan Hz Ömer gibi, 1187'de bir Kürt olan Selahaddin Eyyubi gibi, 1516'da Türkmen olan Yavuz Sultan Selim Han gibi…
Kudüs-ü Şerif'in himayesi de dışarıdan, Buhtunnasr, Mısır Firavunları, İran Kisraları, Napolyon, Roma, Helen ve Haçlı gibi işgali de hep dışarıdandır.
Hatırladık ki,
Kudüs her daim dışarıdan bir gelişle özgürleşmiştir!
ve özgürlüğün kızıl kapısı o gelişle aralanmıştır.
Direniş; 7 Ekim'den, 20 yıllık Gazze muhasarasından, 77 yıllık Siyonist işgalden, 108 yıldır süren kanlı sömürüden bu yana içeride buna zemin hazırlamak ve en çok ihtiyacımız olan şey olan zamanı kazandırmak için çok bedel ödedi.
Evet Zaman!
Zemin artık herşeyiyle tamamdır!
Hep dediğimiz gibi; mesele sadece bir an ve zaman meselesidir!
Direniş içeride görevini yaptı ve dışarıdan geliş için ihtiyaç olanı, yani zamanı kazandırdı!
Artık beklemeye tahammül kalmadı!
Olan oldu! Yazılan yazıldı! Mürekkep kurudu! Defter kapandı!
Zemin tamam oldu!
Artık her şey bir an ve vakit meselesidir!
Sabır!
Az daha sabır!
Bizi Kudüs'ten kovmak için 4 asır çalışanlar, bize Kudüs-ü altın tepside asla vermeyecekler!
Mavi Marmara'da sıkılan kurşunla uyananlar, 15 Temmuz akşamı ayan olanlardı!
Bugün bir SUMUD'sa Özgürlük Filosu'nun VİCDAN'ı ile yaşamak, Mavi Marmara'da/yla atan kalpler vesilesiyledir...
Hem onların!
Hem cümle şühedanın...
Hem Derin Milletin evladı Ayşenur Ezgi Eygi'nin kafasına sıkanlardan...
Hem kadınlarımızın başlarındaki örtüyü çekip alanlardan bunun hesabını sormassak kalbimiz kurusun, sağ elimiz hünerini kaybetsin!
Ya Aziz'un Zuntikam! Ya Kuddüs cc, bizim ellerimizle intikam al zalimlerden ve bizim ellerimizle nusretini ulaştır mazlumlara!
Amin...
...

''Neyse ki yarın var. Umutların en sevdiği gün'

(Hamd eder ve ismiyle başlarım ki O; Son Ahit Kur'an'ı indiren, iki kıblenin, üç mescidin ve Alemlerin Rabb'i Kuddüs olan Allah'tır cc!
Salat ve Selam; iki kıblenin ve üç mescidin İmamı, Son Fıtrat, Nebiyy'unel Mücahid'uş Şehid Muhammed Mustafa'ya...
O'nun; kanından, canından, soyundan ve yolundan gelenlere olsun...
Yüzünüzden tebessüm, dilinizden; mazlumlar ve destekçileri için dua, zalimler ve işbirlikçiler için ise; beddua hiç eksik olmasın!)
Ma'asselam...

Bülent Deniz
Habervakti.com Genel Koord.
Filistin'e girişi yasaklı Kudüs Mihmandarı/Rehberi
insta: @bulentsea
X: @bulentdenizim
www.bulentdeniz.com